SON DAKİKA

DÜNDEN BUGÜNE KOŞUYOLU…

TARİHSEL SÜREÇ İÇİNDE KOŞUYOLU

Koşuyolu semtinin adından da anlaşılacağı gibi, at ve binicilik sporlarıyla ilgili bir geçmişe sahip olduğu sanılmaktadır. Büyük bilge Sokrat’ın M.Ö. 458’de yazdığına göre, antik dönemde bugünkü Koşuyolu ve Tophanelioğlu caddeleri ile Acıbadem caddesinin yer aldığı sırtlar arasında kalan ve güneyde Haydarpaşa çayırına açılan vadi Halkedonlular’ın at yarışları yaptıkları bir hipodrom veya koşu alanıydı.
Bizanslılar zamanında da en önemli at koşuları burada yapılırdı. Osmanlılar zamanında ise bu gelenek sürdürüldü, ancak koşuları ordu yönetmeye başladı.Antik dönemde başlayan at yarışları geleneğinin ve varsa buradaki yapıların Bizans döneminde etkisini yitirmiş ve hatta ortadan kalkmış olabileceğine dair görüşlere de rastlanmaktadır. Buna göre yörenin, Çamlıca tepelerine uzanan geniş bir çevre içinde av köşkleri ve yazlık sarayların yer aldığı bir av sahası şeklinde kullanılmış olması daha büyük bir olasılıktır.
Bizans döneminde Çamlıca yamaçlarına doğru Koşuyolu veya Acıbadem sırtlarına bir yazlık saray ya da av köşkünün yaptırılmış olması bu olasılığı arttırmaktadır.
Bu yapının muhtemelen geniş bir koruluk içinde, Koşu-yolu’nun kuzeyinde Validebağ’da Adile Sultan Kasrı civarında olabileceği tahmin edilmektedir.Çevrenin temiz havası ve yeşilliği nedeniyle Osmanlılar döneminde de yörenin yazlık saraylar ve av köşklerinin yapıldığı bir av ve sayfiye yeri
olarak kullanılması geleneği sürmüştür. Bir rivayete göre, bugün Koşuyolu’nun güneyindeki Haydarpaşa Çayırı’na bakan sırtlarda Sokullu Mehmed Paşa 1560-1564 arasında bir köşk yaptırarak eşi İsmihan Sultan ile bir süre kalmıştır. Yöre 1630’da IV. Murad’ın,18. yüzyıl sonlarında ise III. Selim’in mülkiyetine geçmiştir. Bir başka rivayete göre, 1812’de Sivas Valiliği’ne atanan Baba Paşa’nın (İbrahim Paşa) burada düzenlediği üç gün süren törende koşu, yarış, cirit ve kılıç-kalkan oyunlarını Sultan II. Mahmut yağmurlu bir havada kılık değiştirerek Sokullu Köşkü’nden izlemiş; törenlerin ardından Koşuyolu ve Acıbadem sırtları arasında kalan bu küçük vadiye “Koşu Yeri” denilmiştir.
Bundan sonra şehzadelerin binicilik eğitimleri de burada yaptırılmaya başlanmıştır. Kadıköy’den Çamlıca’ya doğru yükselen yamaç ve sırtların aşağısında ya da arasında kalan ve Haydarpaşa’dan Göztepe’ye kadar uzanan çayırlar esasen, uzunca bir süre yer yer saray ve ordu atlarının çayıra çıkarıldığı, atlı ya da yaya birliklerin talim yaptıkları yerler olarak da kullanılagelmiştir. Alus(1995) ise, İstanbul gezi notlarında Koşuyolu’ndan “Daha aşağısı, Koşuyolu sırtları, Asya tarafına sefer eden eski ordularımızın ordugah kurdukları, hazırlıklara giriştikleri sahalar…” olarak söz etmektedir. Yerleşmenin tarihsel süreç içindeki sözü edilen bu önemli aşamaları aynı zamanda kentsel gelişme sürecinde de etkili olmaktadır.

KOŞUYOLU HAKKINDA

Koşuyolu genel olarak İcadiye, Acıbadem ve Çamlıca tepeleri arasında yer alan ve Kısıklı, Altunizade ve Bağlarbaşı gibi semtleri de kapsayan bir üçgenin, genel özelliklerini taşıyan bir parçası olarak düşünülebilir. Çamlıca çevresi yerleşmeleri olarak isimlendirilebilecek bu alanlar uzunca bir süre şehirden izole olmuş, bağ, bahçe, çayır ve köşklerle kaplı bir mesire, sayfiye ve av yeri olarak kullanılagelmiş, ancak 19. yy’ın ikinci yarısından itibaren, Koşuyolu Evleri’nin inşasıyla birlikte bu bölgeler yerleşme alanları olarak şehir yaşantısında yer almaya başlamışlardı. İstanbul Şehir Rehberi’nde (www.ibb.gov.tr) yer alan 1946, 1966, 1982 ve 2007 tarihli hava fotoğraflarına bakıldığında, bölgenin genel kentsel gelişim çizgisi hakkında fikir edinilebilir. 1946 tarihli hava fotoğrafına bakıldığında, Koşuyolu ve yakın çevresinde hiç bir yerleşim ve yapılaşma görülmemekteydi.

Yorumlar

Yorum

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*