SON DAKİKA

MODERN EĞİTİM- Eğitimde yeni metodlar ve stem yaklaşımı

Üsküdar Sınav Liseleri kurucularından Murat Yavan, eğitimdeki yeni metot ve yaklaşımları, bu metot
ve yaklaşımların eğitim sürecindeki çocuk ve gençlerin bireysel ve sosyal gelişimlerine ne gibi katkılar
sunacağına dair güzel bir yazı kaleme aldı. Sınav Eğitim Kurumlarının eğitim yaklaşımında yer alan “STEAM Yaklaşımı” önemli bir yenilik olarak karşımıza çıkmakta.
Eğitim hayat boyu devam eden bir süreçtir. Hayatımız değiştikçe eğitim sürecinde de kaçınılmaz değişiklikler olmaktadır. Eğitim teknolojileri ve uygulamaları artık çok hızlı değişmektedir. Buna ayak uyduramayan kurumlar, kişiler, öğretmenler ve öğrenciler sürekli geri kalmaktadırlar. Eğitimin bütün paydaşları bu hızlı değişime ya seyirci olacaklar ya da bu sürecin içinde, kendilerini, kurumlarını ve ülkelerini geliştirerek sürecin keyfini çıkartacaklardır.

ARTIK ÖĞRENCİLER ÇOK FARKLI
Artık öğrenciler her şeyi okullarda teorik sistemlerle öğrenmiyorlar. Öğrenme okul kadar okul dışı hayatta
da hızla devam ediyor. Tabletlerde, mobil telefonlarda, internette gençler ciddi bir bilgi bombardımanına tabi
oluyorlar. Bu sanal ortamlarda öğrenciler birçok yeni ve farklı kazanımlar elde ediyorlar. Onlar için teorik dersler, formüller, klasik kitap ve defter ağırlıklı eğitim sistemleri gittikçe daha da sıkıcı hal almaya başlıyor. Biz öğretmenler de çocuklardan farklı ve yeni şeyler öğrenmeye başlıyoruz. Artık kimin kime ne öğrettiği ve ne kadar öğrettiği birbirine girmiş durumda. Birçok meslektaşımdan sıkça duymaya başladığım bir şey var. Bunu öğrencim Ahmet’ten öğrendim. Tabletteki bu uygulamayı geçen Ayça sınıfta anlatırken duydum. Artık karşımızda, verdiğimiz teorik bilgileri ezberleyen ve bunları sınavlarda bize sayan, ezberci zihniyetin ürünü, klasik, yeknesak öğrenciler yok. Kalmadı o çocuklar.
Dünya 4. Sanayi Devrimini yaşarken liselerimizde anlatılan teorik bilgilerin çok bir faydası kalmadı. Öğrencilere
beceriler ve yetkinlikler kazandırmayan eğitim sistemleri okuma yazma bilen ve biraz aritmetik becerisine
sahip çıplak düz lise mezunları üretiyor. Bu çıktılarla ülkeler ilerleyemez ve dünya yerinde sayar. Artık yeni
şeyler söyleniyor, yeni eğitim sistemleri var. Lise düzeyinde Edebiyatı Fizikle, Kimyayı Coğrafya ile Matematiği notalarla, derinlemesine, profesyonelleştirerek anlatan disiplinler arası işbirliği  ile çocuklara yaparak/yaşayarak öğreten yeni sistemler yükselişte.

YENİ TREND: STEM, STEAM, STEM+A
Bir süredir ülkemizde de yoğun olarak gündemimize giren STEM, STEAM, STEM+A yaklaşımları artık eğitimin
yeni pedagojisi olarak karşımızda duruyor. Bu gelip geçici bir moda gibi görünmüyor. Çünkü hükümetler Ulusal
Eğitim Bakanlıklarına bu yaklaşımlar üzerine müfredatlar hazırlatıyorlar ve alttan alta bu değişimi başlatıyorlar.

PEKİ NEDİR STEM?
STEM, Science (Fen), Technology (Teknoloji ), Engineering (Mühendislik) ve Mathematics (Matematik) kelimelerinin baş harflerinden oluşan bir kısaltmadır. Bu derslerin sadece teorik olarak ve bağımsız olarak değil disiplinler arası geçiş yöntemleriyle ve yeni bir müfredatla bir bütün olarak öğretilmesi yaklaşımıdır. Doğal bilimlerin tek tek değil birbiri ile ilişkili olarak ve bir bütün olarak ilk ve ortaöğretimde çocuklara öğretilmesine
dayalı bir yaklaşım olan STEM günümüzde dünyada daha da önem kazanmaya başlamıştır. 2012’de Amerikan
Başkanı Obama bir konuşmasında STEM eğitiminin önemine değinmiş ve artık öğretmenlerin bu yönde yetiştirilmesi için ödenek ayrılacağını dile getirmişti. STEM eğitiminin temelinde farklı disiplinlerin birlikte kullanılması, proje hazırlanması ve bu projelerin üretime dönüşerek hayata geçirilmesi yer alıyor. Bu sistemde öğrenci sadece teorik/ezberci eğitim almıyor, öğrendiklerini uygulayarak yaparak/yaşayarak öğreniyor. Birbirini tamamlayan bir model olan bu yaklaşımda Matematiksel düşünme becerileri gelişen öğrenciler fen alanlarında
da çalışma kapasitelerini artırıyor. İlk ve orta eğitim döneminde kazanılan matematiksel düşünme becerilerinin
fen eğitimi altyapısını güçlendirmesi ve proje temelli eğitime üretim süreçlerinin de eklenmesi STEM eğitiminin
öğrencinin hayatı boyunca düşüncelerini üretime dönüştürme becerisi kazandırıyor.
Günümüzde öğrenciler yaparak/yaşayarak öğreniyorlar. Uygulanmayan bilgilerin kalıcı olamayacağını çocuklarımıza
sürekli anlattık. İşte artık yeni bir devrim karşımızda. 4. Sanayi devriminde alışılagelmiş eğitim sistemleri
tamamen çöp olacak. Artık akıllı robotlar, mikro elektronik sistemler, uçan arabalar, yeni keşifler, uzayda yaşamla,
süper mobilizasyon robotlar ve onların psikolojisi konuşuluyor.
Genç kuşaklarımızı çok farklı tekniklerle donatmak zorundayız. Yıllarca sadece test çözdürerek sınavlara hazırladığımız çocuklar belki iyi üniversiteler kazandılar ama hayata çok iyi hazırlanamadılar.

SİSTEM ÖĞRENCİLERE BECERİLER KAZANDIRILMALI
Eğitim Sistemleri çocuklara teorik kazanımların yanında artık temel becerileri de kazandırmak zorundayız.
Problemlere farklı bakış açılarıyla yaklaşabilen, disiplinler arası geçişler yapabilen, öğrendikleriyle buluş yapma
ve yeni icatlar çıkartabilme becerilerine sahip gençler istiyorsak ona göre farklı yaklaşımlarla yeni teknik ve teknolojilerle çocuklarımızı yetiştirmeliyiz.
Öğrendiklerini özümseyen, bilgileri karşılaştırabilen, fen, mühendislik, bilim, sanat ve matematik disiplinlerini
yeni becerileri için kullanabilen, ürün geliştirme, buluş yapma, patent alma peşinde koşan, meraklı, sorgulayan,
yaratıcı gençler yetiştirecek yeni müfredatlar ve sistemleri hızla eğitim hayatımıza kazandırmalıyız. Kendini ifade edebilen, temel iletişim ve hitabet yeteneği gelişmiş, girişimcilik ruhuna sahip, hedef ve hayalleri olan, STEAM (Bilim, Teknoloji, Mühendislik, Sanat ve Matematik) disiplinlerinden haberdar, nitelikli ve yetkinliklerle donatılmış
bir nesil istiyorsak buna uygun müfredatlara, bakış açılarına ve politikalara ihtiyacımız vardır.
Ülkemizi eğitimde hak ettiği yerlere getirmek ve eğitimli genç bir nesile sahip olmak istiyorsak geç kalmadan
STEAM disiplinlerine hakim becerilerle donatılmış bir öğretmen kadrosuyla eğitimde büyük bir devrim yapmak
zorundayız. Finlandiya’nın uyanışının temelinde yatan öğretmen ve eğitim faktöründen ilham alarak bir “Gelincikler
Ülkesi” yaratmak zorundayız.

BİR STEAM UYGULAMASI OLARAK KÖY ENSTİTÜLERİ
Çocuklarımıza yaparak/yaşayarak öğretecek ve onları yeteneklerle donatacak olan STEAM yaklaşımı bizim yakın geçmişimizde görece olarak kısmen uygulandı. Efsane Milli Eğitim
Bakanımız Hasan Ali Yücel’in çabalarıyla 1940’lı yıllarda Anadolu’da kurulan KÖY Enstitülerinde öğrenciler teorik
derslerin yanında bazı dersleri de uygulamalı olarak yapıyorlardı ve ciddi beceriler kazanıyorlardı. Bu anlamda
Köy Enstitülerinde okutulan derslere baktığımızda bize bazı fikirler veriyor. Dülgerlik, yapıcılık, motörcülük,
marangozculuk, betonculuk gibi dersler aslında yaparak/yaşayarak öğrenme modelinin önemli uygulamalarıydı.
İçinde bilim, sanat, teknoloji, mühendislik ve matematik uygulamalarını barındıran o günün müfredatı aslında
STEAM ile örtüşüyordur. Artık bir çok yeni okul, bünyelerinde kurdukları atölyelerle/laboratuarlarla çocuklarımızı bu yetenekleri kazanmaya yönlendiriyorlar. Bu oldukça önemsenmesi gereken bir uygulamadır. Klasik eğitimin sonunu getiren bu yaklaşım, eğitimde yeni yöntemlerin denenmesinin ve değişime açık olunmasını ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Hantal hareket ettiğinden şikayet ettiğimiz devlet kurumları bile kurumsal anlamda STEAM (FETEMM) yaklaşımlarının müfredata entegrasyonu konusunda hızla çalışmaktadırlar. Enteresan bir denk gelme yaşadım bugün. Bu yazıyı yazdığım gün okulumda öğrenci işleri bölümüne elinde bir kağıt olan bir öğrenci geldi. Anladım fotokopi çektirecekti.
“Buyur bakalım” dedim: “Hocam fotokopi çektireceğim” dedi. “Gel kendin çek bakalım” dedim. Hocam “ben çekemem ömrümde çekmedim.” dedi. “Koy kağıdı üst tablaya dedim.” Gayet güzel koydu. “Kaç tane istiyorsun?” dedim iki dedi. Bas ikiye dedim. Bas starta dedim. Bastı ve iki kağıt çıktı. Liseli bir genç bir kağıdın iki fotokopisini çektirmek için gerekli komutu aptal bir makineye veremez mi? Tabi ki verir. Ama çocukları kolaycılığa alıştırmışız. Tembelleştirmişiz. Belki o makineyi üretecek bir beyin ama o aptal cihazı kullanmasını bilmediğini veya fotokopi çekmeyi beceremeyeceğini zannediyor. Bu çocuklar buna benzer basit bir sürü beceriyi okullarda öğrenmeyeceklerse nerede öğrenecekler?

 

SONUÇ OLARAK

Eğitim kurumlarımızda etkin olarak STEAM uygulamalarını ve müfredatlarını kullanmalıyız. Öğretmenlerimizi
klasik eğitimlerinin yanında alışılmış sınıf için anlatım tekniklerinin yanında onların bir kısmını tersyüz ederek yeniyaklaşımlarla ve STEM eğitim modelleriyle  donatmalıyız. Çocuklarımızı ezberci eğitimden hızla kurtarmalıyız
Onlara yaparak/yaşayarak, bilimi, teknolojiyi, sanatı, mühendisliği, matematiği sevdirmeliyiz. Sonuçta kazanacakları bu yeteneklerle, teorik bilgilerini kullanarak bir ürünü ortaya çıkarmayı, bir buluş yapmayı ve onları patentleyip tescil ettirmeyi öğretmeliyiz. Bu yüzden de öncelikle bu yetkinlikleri çocuklarımıza kazandıracak yeni nesil öğretmenler yetiştirmek zorundayız. Bu dönüşümü Türkiye hak ediyor.

Yazan:  Murat Yavan (Üsküdar Sınav Lisesi kurucularından, Eğitimci)

Yorumlar

Yorum

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*