SON DAKİKA

Ah Güzel İstanbul…“ Yeşilçam Sağolsun”

WEB3

Yönetmen: Atıf Yılmaz
Yapımcı: Nusret İkbal
Senarist: Ayşe Şasa – Safa Önal
Müzik: Metin Bükey
Stüdyo: BE-YA Film
Türü: Kara Komedi – Dram
Yapım Yılı: 1966
Süre: 97 Dakika
Oyuncular:
Sadri Alışık, Ayla Algan, Feridun Çölgeçen, Danyal Topatan, Diclehan Babahan, İhsan Yüce, Bilge Zobu

GERÇEKTE KALDI MI BİLMEM AMA BENİM GÖNLÜMDE HALA GÜZEL BİR İSTANBUL YATAR
Eskimeyen bir hikaye dönemine göre tıpkı günümüz…
1960’lar… Yeşilçam sinemasının alaturka-alafranga kıyasının en temiz hali. Safa Önal ve Ayşe Şasa’nın kaleminden Boğaziçi kıyısında yaşayan soylu bir aileden gelen Haşmet İbriktaroğlu ile İzmir gecekondu mahallesinden kaçan Ayşe kızın kara mizah öyküsü…
İstanbul’un görüntülerini çerçeveleyen Bimen Şen eserleri ile taçlandırılmış bir sinopsisi var filmin.

Haşmet İbriktaroğlu Beylerbeyi’nde asil bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Büyük dedesi Osmanlı Sarayı’nda ibrikçibaşı, dedesi paşa, amcası süferagat, babası da zengin bir hovarda; hem de tüccardır. Galatasaray mektebinde okumuş, edebiyata meraklı naif kibar mütevazi bir meslek olan seyyar fotoğrafçılık ile hayatını devam ettiren kalender insan. Kulube-ı ahsan’da (yalının müştemilatı) aileden kalma birkaç parça yadigar eşya ile hayatına dostları ve muhitinde devam eden bir İstanbul beyefendisi…
Karşısına çıkan Ayşe Goncagül ise İzmir’de yaşayan 5 çocuklu işçi bir ailenin kızı. Tek hayali artist ve ünlü olmak, “Ses Mecmuası”na poz verebilmek… Bunun için ağabeylerinden çaldığı 150 lirayla İstanbul’a kaçıp kandırmacası bol şehir yaşantısında kendine yer edinebilmeyi amaçlar. Artist yarışmasına katılmak için geldiği sırada Oğuz Baranlı’yla karşılaşır. Medeniyet Pansiyonu’nun sahibi onunla meşgul olacak, artist yapacaktır Ayşe’yi…

HER ŞEY BİZ HİÇ GAYRET ETMEDEN YOLUNDA GİTSEWEB1
Haşmet akşam meyhaneci Rıfkı’ya gider arkadaşları ile içmeye… Aktör Şefik, Balıkçı İbrahim, Bakkal Halil…
Pansiyon Medeniyet’in kadın ticareti yapan bir pansiyon olduğunu öğrenince koşar gider ertesi sabah. Haşmet ağzından düşmeyen sigarası, şapkası, atkısı, paltosu ve şemsiyesiyle şahsına münhasır bir resim çizer film boyunca. Pansiyon girişinde Zambak Düriye’yi görür. Bir zamanlar Pera’da ayaklarına kolyeler taktığı zambak tenli zambak kokulu Düriye’yi… Birbirlerine hiç değişmediklerini söylerlerken yüzlerine bakamayışları, film müziğinin yükselmesi mahcubiyetleri ne kadar safça, ne kadar dokunaklıdır…
Hitchock “iyi bir film yazmak için 3 şey lazımdır” demiş, “senaryo, senaryo, senaryo…” Çok sevdiğim kıymetli Safa Önal hocam bu fimde kalemi ile dans etmiş adeta…

Haşmet taşralı Ayşe kızı kurtaracaktır. Haşmet’in derme çatma kulübesinde misafirlik başlar ve adı konulamayan dostluk, acıma, aşk, tutku…
Filmde dönem sinemasının tipik özelliklerinden biri olarak müzik önemli bir yer tutar. Her fırsatta bir müzik parçası söylenmeye çalışılan diğer done filmlerindeki gibi. “Ben Bir Küçük Cezveyim” çokça duyulur filmde.
Bu şarkı ile ilgili Safa Önal’ın bir anısı vardır.
“O filmde Ayla’nın söylediği bir türkü var. Tipine çok uygun olduğunu belirtmiştim Atıf ağbiye ‘ben bir küçük cezveyim…’ Atıf ağbi de bunu yerinde bulmuş ve kullanmıştı. Ayla da söylemişti yıllar sonra. Sadri’nin cenazesinde, Sadri omzumda yürüyorum. Orada Ayla var… Beni görmüş, feryat halinde ‘Safa’ diye bağırdı. Ben de ona ‘ne haber küçük cezve’ dedim. Sadri duymuştur herhalde bu bağırışımı…”

Haşmet bir gün Galatasaray’dan okul arkadaşı Şakir’i görür. Şakir ve birkaç arkadaşının amacı yerli müziği alaturkalıktan kurtarmak ve alafrangalaştırmaktır. Bunun için sosyal etütler yaparlar. Filmin, alaturka-alafranga çatışmasında alafranga ile bir sorunu yoktur. Esasında Haşmet’in zoruna giden varolan ve yaşayan kültürün aşağılanmasıdır.
‘’Avrupalılar bazı maskaralıkları çok tutarlar ama çoğu zamanda enayi yerine konmaktan hoşlanmazlar.’’
Haşmet Ayşe’ye şarkılar besteler. Sanki o yıllardaki Anadolu popuna göndermeler yapılmaktadır ve filmin alay unsuru burjuvaların, bohemlerin İstanbul’un lüks semtlerindeki kulüplerde alkışlanma halidir.

Ayşe ünlüdür, zengindir. HiltonWEB2’da kalır; arabası ve fino köpeği vardır. Yapmacık bir dili vardır İngilizce kelimeler ile süslü. Haşmet en sevdiği şeyi çamura atmıştır…
Şehnaz longa Haşmet’ten intikamını almıştır…
Ayşe’nin hayatından çekilir Haşmet; besteler bitip Ayşe “Strangers in The Night” şarkısını alaturka söyleyince şöhreti yıkılır…

Haşmet’ten beste ister fakat Haşmet,
“Seni sevdim ulan sevdim be! Esir-i aşkın oldum.
Ne istedinse yaptım. Hatalar işledim, muradın olsun yüzün gülsün diye olmayacak işlere karıştım. Kendime bile ihanet ettim…
HAŞMET’İ HARCADIM HAŞMET’İ!
Bas hadi defol! Defol bir daha da görünme bana.
Sana ağladığımı sanma. Bir Ayşe vardı. Saftı, fakirdi, güzeldi onu kaybettim ona ağlıyorum…”
Ayşe biraz pişmanlıktan, biraz da çaresizlikten intihara teşebbüs eder. Bu da şöhretin kılıfına uydurulmuştur tabii…
Hastanede Haşmet’i görünce tüm yalanlardan sıyrılır ve Haşmet’e sarılır…
“AYŞE’YİM BEN AYŞE!!”
Yine bir İstanbul silüetinde film biter.

Haşmet: Şu güzelliğe bak. Dünyanın hiç bir memleketinde bu güzellik yok biliyor musun Ayşe?
Ayşe: Benim için bir tek sen varsın Haşmet.
Haşmet: Benim için de sen…
Ayşe: Ne yapacağız şimdi bundan sonra?
Haşmet: Bilmem ama yaşıyoruz, iki kişiyiz ve birbirimizi seviyoruz…

KORKMA DÜNYADA HER ZAMAN İNANILACAK SAĞLAM ŞEYLER BULUNUR

San Remo’da 10. Uluslararası Bordighera Gülmece Filmler şenliğinde “Gümüş Ağaç Ödülü” nü almıştır.
Müzikleri, senaryosu, oyuncuları, görüntüleri ile her ödüle konu olması gereken bir filmdir…
Daha önce yazdığım Muhsin Bey filminin atasıdır. Belki de fikir anası.

Yazı: Özden Gürbüz Erentürk

Yorumlar

Yorum

3 yorum

  1. çok başarılı yazılarıız var sizi sürekli takip ediyorum.çok güzel yorumlarınızda var fbooktanda takip ediyorum.başarılarınız daim olsun.

  2. sizi televizyonda Yeşilçam belgeselleri yaparken düşündümde görselleri destekleseniz ne kadar başarılı olursunuz.

  3. çok teşekkür ederim güzel sözleriniz için
    geç farkettim biraz..
    kusura bakmayın…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*